Asırlardan beri süregelen klasik, Anne-baba ve çocuk ilişkisi, artık yavaş yavaş değişmeye başlıyor toplumumuzda.
Hepimiz şöyle bir çocukluğumuzu hatırlayacak olursak;
Küçükken, anne-babalarımız bize sürekli öğüt verir, bizim adımıza neyin doğru, neyin yanlış olduğuna kendileri karar verirlerdi. Biz de om kararlara başımızı eğerek uyardık. Böylece karar almasını bilmeyen bireyler olarak büyürdük. Ama onlar hayatımızda olmadığı zaman, geleceğimizle ilgili çok önemli kararları almamız gerektiğinde, çoğu kez doğal olarak yanlış kararlar verirdik.
Çünkü muhakeme etme, karar verme karşılaştırma, fikir yürütme, hangisinin niye doğru, hangisinin niye yanlış olduğu yetisini kazanamayan bireyler olarak yetiştirildiğimiz için, karar özürlü olan bizler, haliyle sağlıklı kararlar da vermezdik.
Hayatımız boyunca o kadar yanlış kararlar verdik ki, çoğumuz bu yanlış kararlar yüzünden ya sevmediği bir mesleği, bir ömür boyu istemeye istemeye sırf geçinebilmek uğruna yapmak zorunda kaldık, ya da annemizin bizim yerimize beğendiği bir kızla bizi evlendirmesi sonucu, bir ömrü mutsuz bir şekilde sürdürmek zorunda kaldık.
Yanlış iş ve yanlış meslek kurbanı olan böyle anne-babaların yeni nesil çocukları da tabi ki bundan olumsuz olarak etkilendiler. Geçmişteki bu sağlıksız aile ortamının, onların ruhunda açtığı yaralar kolay kolay geçmek bilmedi. Belki de yaşadıkları sürece de geçmeyecektir.
Bundan 10–15 sene öncesine kadar da bu gelenek bu şekilde devam ediyordu. Ama bu mekanizma, artık yavaş yavaş tersine işlemeye başladı. Artık anne-babalar çocuklara değil, çocuklar anne-babalarına tavsiyelerde bulunmaya başladılar. Tabi bunu, anne-babaların direkt yüzüne belki söyleyemiyorlar ama, uzmanlar bu aşamada çocukların avukatlığına soyunup onların yerine açık şekilde her şeyi ifade ediyorlar.
Günümüzün Çocukları Anne-Babalarına Şu Önerilerde Bulunuyorlar:
1. . Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Ben sizin düşündüğünüz ve baktığınız gibi hayata bakmıyorum.
2. Ben. sizi anne baba olarak seçmedim ama siz beni bilerek ve isteyerek dünyaya getirdiniz. O halde beni kabullenin ve sevin.
3. Ben, sizden para, mal ve mülk değil, sevgi, ilgi ve şefkat istiyorum. Çünkü ruhumun bunlara ihtiyacı var, paraya değil.
4. Benden, kapasitemin üzerinden işler beklemeyin. Benim de belli bir gücüm var. O gücün dışına çıkamam.
5. Ben de bir insanım. Beni de adam yerine koyun.
6. Beni, olduğum gibi sevin. Beni başkalarıyla kıyaslamayın. Ben benim. Ben Ahmet, Mehmet ve Ali değilim.
7. Beni, ailenin onurunu, şerefini ve itibarını düzeltecek birisi olarak görmeyin. Bu, çok ağır bir yük. Bu yükü kaldıramam ve taşıyamam.
8. Ben yokken ne yapacaksanız yapın ama benim yanımda asla kavga etmeyin ve tartışmayın.
9. Ben, sizin ekonomik sorunlarınızın sebebi değilim, onun için bu sıkıntıları bana mal etmeyin.
10. Geçmişte sizin yapamadığız ve gerçekleştiremediğiniz arzularınızı benim yapmamı beklemeyin. Beni, hırslarınızı ve egolarınızı tatmin etmekle görevlendirmeyin.




